Asıl mesele Arz-ı Mev’ud mu?

Asıl mesele Arz-ı Mev’ud mu?


Gerçek Hayat’ın yeni sayısındaki dosya, “Irak ve Suriye’nin Kuzeyinde Büyük İsrail Projesi” başlığını taşıyor.

İsrail, Mesut Barzani’nin referandum kararını destekleyen tek ülke; onun şimdi Gerçek Hayat’ta ifşa edilen niyeti ise, ilkin Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın imasına konu olmuş ve ardından Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Nuri el Maliki’nin, “Irak’ın kuzeyinde ikinci bir İsrail’in tesis edilmesine izin vermeyeceğiz” açıklamasıyla somutlaşmıştı.

Mesut Barzani’nin, müteşerri, Nakşibendi tarikatına mensup bir zat olan Molla Mustafa Barzani’nin (v. 1979) oğlu olarak, yakın geçmişte Türkiye ile kurduğu ilişkiler genelde olumludur; o, Türkiye’nin özellikle PKK terör örgütüne karşı yürüttüğü mücadeleye karşı dengeli bir politika gütmekle birlikte, zahirde Türkiye’den yana görünmüş ve dolayısıyla Türkiye’nin kimi taltiflerine, desteklerine de mazhar olmuştur.

Bu bağlamda, 1991 yılında, merhum Turgut Özal cumhurbaşkanıyken, Barzani’ye kırmızı pasaport verilmesi, onun 2012 Ekim’inde AK Parti’nin kongresine katılması, 2013 Kasım’ında Barış Süreci’ni desteklediğini göstermek için Erdoğan’ın Diyarbakır mitingine katılması ve ayrıca 2014 Ocak’ında Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi’nin (TKDP) kurulması... en çok bilinen hususlardır.

Kıymet Sezer, zikrettiğim dosyadaki yazısında, Barzani’nin son hareket ve söylemlerinin “bir süredir ‘Gerçekten Kürdistan hayali mi kuruyor yoksa Amerikan ve İsrail projesine mi hizmet ediyor?’ sorularına yol açtığını belirterek, onun bu adımlarına İsrail ile darbecilerin yönettiği Mısır’ın destek verdiklerine dikkat çektikten sonra şu sonucu iletiyor: 

“Bugün Barzani, Amerika’nın terörist koridorunun hayata geçirilmesi ve Türkiye’nin bölgede sıkıştırılmak ve yalnızlaştırılması çabalarında önemli bir görev üstlenmiş görünüyor. Irak’ta yapılacak referandum, ayrıca, Irak’ta asli unsurlar arasındayken zamanla azınlık konumuna itilen Türkmenlerin asimilasyonuyla sonuçlanması kaçınılmaz bir yola girmiş durumda.”

Maliki’nin, yukarıda zikrettiğimiz “Irak’ın kuzeyinde ikinci bir İsrail’in tesis edilmesine izin vermeyeceğiz” sözünü, “Sisi ile birlikte Mısır’da ikinci İsrail kuruldu bile, şimdi üçüncüsünün kurulması için çalışılıyor” şeklindeki bir polemik cümlesinin içine çekersek, Sezer’in “kaçınılmaz yol” belirlemesinde, Barzani’nin referandum kararını destekleyen asıl tarafın İsrail olduğu daha da öne çıkıyor.

NEDEN İSRAİL?

Çünkü bölgesinde meşru görülmeyen, sevilmeyen yegane yer İsrail. Karşılıklı çıkarları gereği hangi İslam ülkesiyle yakınlık kurmuş olursa olsun İsrail kendisini asla güvende hissetmiyor; üstelik Müslüman halkın varlığı karşısında güven duygusunu yaşaması de asla ve asla mümkün bulunmuyor.

Bu manada İsrail, Mısır’da olduğu gibi, uzun vadelerle de olsa kendisinin yöneteceği yeni mevzileri yaratmaya çalışıyor ve bölgedeki mevcut iç çekişmelerin zayıf ama büyük fitne oluşturabilecek taraflarına destek veriyor.

Öte yandan İsrail, bu tutumuyla, bizim Bereketli Hilal olarak nitelediğimiz, Yahudilerin ise Arz-ı Mev’ud şeklinde tesmiye ettikleri, kendilerince kutsal bir idealin yol taşlarını azar azar döşeyebileceğine inanıyor ki, bu konuda zaman bakımından da hiç telaş etmiyor.

Şöyle ki, Hz. Davud ve Hz. Süleyman’ın MÖ 1000’li yıllarda kurdukları Kudüs merkezli Yahudi devleti, MÖ 586’da yıkıldı. Bu tarihten sonra, Yahudiler Mısır hakimlerinin, Helenlerin, Perslerin ve Romalıların vassalları olarak hüküm sürmüş olsalar da 1948 yılına kadar özgür bir devlete sahip olamadılar.

1948’de İsrail devletinin kurulmuş olması da aslında bu sonucu değiştirmedi. Yahudiler bugün de Filistin topraklarında İngiltere ve ABD’nin koruması altında, daha açık bir söyleyişle onların vasallığında yaşıyorlar ve biliyorlar ki İngiltere’nin, ABD’nin başına gelecek herhangi bir olumsuzluktan ilk etkilenecek olanlar kendileridir.

Bu nedenle, İngiltere ve ABD’nin Bereketli Hilal’de hakimiyet kurma çabalarını, kendi Arz-ı mev’ud idealleriyle bitiştirerek, hem vasalları olarak onların hizmetlerini yerine getirmeye ve hem de kendi dini amaçlarına erişmeye çalışıyorlar.

NEDİR ARZ-I MEV’UD?

Tevrat müfessirlerinin, Tevrat yazıcılarının Tekvin 14’teki muğlak ifadelerinden hareketle, Yahudilerin ikameti için Tanrı tarafından vadedilmiş Nil ile Fırat arasındaki bölgeye verdikleri isimdir.

Bu vaatte yapılan “toprağın tozu gibi” benzetmesinin, Rabi Samson Raphael Hirsch tarafından, “Bene-Yisrael’in belirli bir dönemdeki nüfusunu belirtmek için değil, ölümsüz bir ulus olan Bene-Yisrael’in nesiller boyunca kümülatif nüfusunu vurgulamak için yapılmıştır. Bene-Yisrael birçok millet gibi yok olmamış, varlığını hep devam ettirmiştir” şeklinde şerh edilmesi de oldukça ilginçtir.

Buradan baktığımızda, Barzani’nin nicedir depreşmiş bulunan ve özellikle Türkiye’nin aleyhine olması bakımından da emperyalistlerin desteğini çeken devlet hayalinin, “varlığını hep devam ettiren” İsrail kavminin bekasına hizmet edeceği âşikârdır.

Bu manada Barzaniaşireti, İsrail kavmi için, Arz-ı Mev’ud yolunda yutulacak en kolay lokmadır.

Google+ WhatsApp